Anasayfa     Hakkımda      Ziyaretçi Defteri      İletişim

 
 

 

 

 

 

 

 

 


Eskişehir aşkım bitmez...


Üniversite  için seçtim  Eskişehir' i.. Yüksek Lisans için ise o beni seçti..


Üniversite okumak üzere topraklarına ayak bastığımda 2004 eylüldü.. (Hatta bu “biz burada okurken tramway daha yoktu”  ya kadar gider:) )
Ama bu ilk basışım değildi..  Karışık bir hikaye idi Eskişehir ile aşkımız.


Seneler önce başlayan ve son bulmasını istemedim bir yolculuk.
Memleketim.. Sihirli Kentim..
Kent Millitetçiliği, Şehir Markası trendlerinin tam karşılığıydı benim için.


Yıllarca paçalarımıza yapışan çamurların bile öğrencilik denen sevimli saflığın alamet-i farikası olduğuna inanmaktı Eskişehir.
Su fotokopi'de ders notlarını alabilmek için saatlerce sıra beklemek en sevdiğimiz spordu.

Her fırsatta illa papağan'a gidilip sıcak çiğ börekle damak derileri yakılırdı.*


Tramwaya lanet ederek  yine onu kullanmaktı belki de.

Yazın açılmayan ama kışın çalışmaya başlayan klimalardı onlardaki.

Tramway  yokken de 1 yıl boyunca müptelası olduğum 29 numaraydı en siyahından.


En ateşli taraftara sahip, fanatikliğin ötesiydi. 1. Lige çıkma sevinciydi. Siyahtı Kırmızıydı.
Sağlam ayazı olan ama kar başladı mı tadından yenmeyen, güzel insanları ve kişi başına düşen heykel adedi ile aklınızı alacak bir şehirdir.*

Eskişehir şehrin ortasında, her göreni mutlaka bir iki hatırayla başbaşa bırakacak bir tren garının var olmasıydı. 

Ve yine şehrin ortasından geçen tren yolunun gazabına uğramaktı derse geç kaldığın vakitlerde.


İki eylülde köşede ki simitçi de  her seferinde “sıcak simit” diye bağıran kız sesiydi hafızalarda kalan.

Hayal kahvesi ekolünün buda bar ve doors park hatta 222 gibi acaip yerlerle yayılmasına tanıklık etmekti.*


Çok özlediğim ; vazgeçemediğimdi.  Bitmek bilmez uçak sesleriydi belki.. Beklide kalabak su diye bağıran kamyondaki kadın yada çalan o melodiydi.


Anadolu da ; İİBF de okumaktı. Üzülsem mi sevinsem mi bir türlü karar veremediğim "mezun olmak"tı. Kampüstü en çok.  Bahar şenliğiydi.

Açık mısın, örgün mü? sorusuydu hepimiz için.


Yüksek ev kiralarıydı; birazda acımasız ev sahipleriydi Eskişehir. 

“Öğrenci kenti”  sıfatına en çok yakışan şehirdi.

Apartmanınız; dairenizin alt katı, karşı komşu, üst katı, onun karşısı öğrencilerle dolu olan evlerden oluşur.

Ama üşenmezsiniz bir yere giderken. Tüm ortamlara bi yürüme mesafesi uzaklıktasınızdır.

Ankara dan daha soğuk, İzmir den daha çağdaş, İstanbul dan daha hareketli bir ortamda bulursunuz kendinizi.


En çok donası kim yiyecek yarışmalarıydı bir ara. Gece yarısı verilen tantuni siparişleriydi yada.
Cumartesileri  “Akademik Uyarıydı”  çoğunlukla.

Her sene aynı hayranlığı yaşamaktı; Porsuğa kar düştüğünde.. Ağaçlarda ki ışıkların renk değiştirmesiydi akşamları.
Şehir dışından otobüsle her gelişimde “akademi” de inmekti benim için.


Porsuktu, Adalardı, Doktorlardı birçoğumuz için. Zevkliydi.  Kışın çok soğuk; yazında epey sıcak; tipik karasal iklimiydi Anadolumun.


Hele artık Hoca’nın projesi ;  denizimiz; sahilimiz de var.


Bu liste böyle uzar gider.

Nihayetin de Eskişehir bize iyisiyle kötüsüyle fırtınalı bir aşk yaşatabilecek bir sevgiliydi .

Ona aşkım bitmez.


Eskişehir’i sevmekle kalmayız; asla bırakmayız:)  …